Hakkında

İşleriyle var olan insanların gerçek doğumları, ürettikleri anlardır. Oysa doğum tarihi bildirmek, hayatın sizi nereden kemirmeye başladığına eşdeğerdir.

Tüm CV’lerde kişilerin ne işler yaptığını, ne kadar çok yerde çalıştığını anlatan cilalanmış bir çok şey okursunuz. Bu görsel bir aldatmacadır.

Ülkemiz gibi hareketli bir bünyede var olabilmek ise ayrı bir patent sorunudur. Ne kadar süslü olursan o kadar penceresin; ne kadar sade isen o kadar aynasın. Bir fotoğraf sanatçısının ürettiklerini bir pencereden göstermesi, onu ürettiğinin içine doğrudan katmaz. Pencereden gösterilene bakarız ama pencerenin arkasındaki üretimin sancılı sürecini görmeyiz. Her şey genel geçerdir. Ürettiğini tüketirken tekrar tüketilen bir malzeme haline dönüşen insan, pencereden bakarken aynı zamanda tüketici olarak görülen kişidir.

Seçici olmak ise insana özgü olmakla birlikte, insanı insan yapan en önemli iletişim şeklidir. Var olan gerçeğin yerine, gerçeğin kendisinden daha üst düzeyde etkileyici imajını yerleştirmek ve bu imajın gittikçe gerçeğin yerini alması, reklam dünyasında sıklıkla kullanılan bir iletişim şeklidir. Üretilenin tüketene ulaşması sürecinde araya giren bir çok teknolojik faktör de üretilenin tek ve vazgeçilmez olması ilkesini yok eder. Bu dünyada her şey tüketilmek amacıyla kullanılan ham bir malzemedir.

Bize kendi cehenneminde sahte bir cennet sunan reklam, gittikçe tanrısallaşmakta ve yaşadığımız çağda bize sormadan her yerden gelen imge bombardımanında gerçeğe giydirilen şık bir elbise ve bir maskedir. Böyle bir cehennemde cennetten payını almak ise ürettiğinden çok ürettiğini nasıl pazarladığın ile ilgilidir. “Yeni” kelimesinin “yine” ile sürekli değiştiği ve her şeyin hemen tüketildiği fastfood bir yaşam! Ayna olmak isteği ise, üretenin ürettiği ile tükettiği arasındaki bir kültür sorunu olduğu için aynanın yansıttıklarından bizi aynanın arkasındaki giz’e doğru bir serüvene sürüklediğinden; bu üretim süreci, izleyiciyle gerçek iletişimin tek ve vazgeçilmez öğesidir.

Başlangıçtaki etkileyicilik, aynada gittikçe kalıcı olan bir sanat eseri haline dönüşür.

Ayna olmak dileğiyle.

Bir Lokma Bir Hırka…

Cengiz ARKANGİL